perihan baykal / şiirler

SAKİ

(alsa yayını)

ağulu baldıran, kadehimde

bulutları söküp doladığım

dilek ağacı. ah nasıl tatlı

y/ağıyorsun. kara savat işi

göğsümün sütresine

 

dönüyor başım, başımda

yalaz/kanat yangın kuşları

-öyle s u s u y o r u m ki-

kuruyor dilim güneşte

bir dilim ekmek gibi

şarapla ıslıyorum sözcükleri

 

güneşi öpüp öpüp ağzından

damağımda sıcak turunç tadı

çıkıp çıkıp giriyorum yeniden

kuyu karası gözlerine

 

saki, doldur boşalan kadehimi

öyle sağ ki sütünü göğün

sağalayım… yalayıp suyunu

patlasın toprağımın kıracında

pıtrak arsız püren çiçeği

ko damarlarımda aksın Lethe

 

-sahi, kimsin sen?

Alsa yayını 26 mart 08

 

Kaynak: Akademi Gökyüzü Dergisi,

Mart 2008

 

YANIK GÜL KOKUSU

        bir şarkı çalıyor derinlerde 
       "hicran yine hicran mı bu aşkın sonu" söyle

biz aşkı öğrendiğimizde cânım
elifbâ'sından
kirlenmemişti ayın yüzü
bunca tutulma yaşanmamıştı daha
parlaktı yıldızlar
ellerimiz kamaşırdı kendi gücünden
dalkıran rüzgârlarda
-düşmana hançer
yâre kuştüyü, kınsız pusat-

gün doğuyordu, -uykusuzduk-
geceyi çoğaltan baykuşa inat
neceftaşı bir ay altında
ıhlamur kokuları salarken mayıs
tohumlar atmıştık gündoğumlarına
ayın sedef tenine kökboyalarla
yeni bir iklim çizmiştik sabaha karşı
varsıl şehirleri kırmızı kalem nakışlı

ilk kez aralar gibi
araladık mavinin kapısını
gül ve tütün kokuyordu dudaklarımız
gök rakımlı tepelerde
açarken anemonlar
geçtik kayısı bahçelerinden, yeğni adımlarla
genzimizde hâlâ
süründüğümüz menkıbenin
yanık gül kokusu

(alsa 20.01.08)

kaynak:  onaltıkırkbeş sayı 12  

 UPUZUN BİR KILIÇ GİRMESE ARAMIZA

sana aşktan söz edebilirim saatlerce

öpebilirim seni saatlerce

upuzun bir kılıç girmese aramıza apansız

bir güzel balığı öldüren zıpkın

kanamasa geceye konmasa simsiyah

kanatları ölümcül yara/sa

 

üç ağulu zakkum bordasında akşamın

dokunur köklerime dilsiz kökleri

düşer çimlenir içimde kekre bir tat

üç kere bahtı kara, üç kere har’tasız

gözleri taştan Niobe

-akıtır mürekkebini denize kan!-

 

sana aşktan söz edebilirim saatlerce

dokurum ipince kumaşlar, ak tenteneler

fağfur tabaklarda mahmur gülüşler

yeri göğe, göğü yere saklayan

kalbin en pileli yerinde ağlamasa bir çocuk

bir ağaç simsiyah ölmese biteviye

 

geçerdi yüzünden kuş sürüleri cânım

iyi korsanlar, sonsuz adalar

suyun ebrusuna ebruli kanca

ipek yolum, en baharat gecem

-düşürdü söz kuşu şahperini, yolda kaldı dengim

yağar siyah bir yağmur yağar biteviye-

 

sana aşktan söz edebilirim saatlerce

öpebilirim seni saatlerce

upuzun bir kış girmese upuzun aramıza

               Damar, Kasım 2007, Sayı:200