lütfiye güner seçer / şiirler

     

BİR ŞİİR GÜNÜNDE                      

(ilk yayını)

Bilirim bir yerlerde

beni düşünür bir dost,

eli, annemin eli gibi,

                  üzerimde.

Bir diğeri masasının başında,

bilgisayarıyla harikalar

                  yaratırken

sabırla kotardığım çevirim için

gönülden sevindirir beni.

Bir şair, bir bilge dost

en güzel dizeleri gönderir,

gecenin bir yerinde,

insana, insanlığa dair.

                  Dostlar tanırım,

gözleri güneş gibi sıcacık,

kocaman yürekleri.

21.03.08                         

                           

 

 >>iki şair>>iki şiir

 Lutfiye Güner Seçer 

ÇAĞRI

 "Bin Rüzgarlar Ülkesi"nden,

          "Bin Pınarlı İda"nın şairine selam.

Selam yüreği barıştan

aklı bilimden yana,

kalemi kılıcı olan dostuma.

Hazır olsun teknemiz,

Poseidon doldursun yelkenlerini,

açılalım hep beraber

           Ege sularına.

Zeytin dalı götürelim Sakız'a, Midilli'ye,

kutsamak için özlenen barışı,

birer kadeh şarap sunalım

           Yunan dostlarımıza. 

hadi be Ahmet,

bırak vedalaşmaları!

birlikte çıkalım yola;

güzellikler kalsın bize,

mavi yolculuğumuzdan.

  

Ahmet Uysal

GÜZ DEMELERİ

 eylüller de geçmiştir,

‘güz demeler’imiz takılır

ardımıza ıslak günlüğümüzün

eprimiş sayfalarından,

 

tanımlar unutulmuştur

karmaşık sözlerden daha güzel

görünür şimdi bize

ışıklarını görmek cunda’nın

 

belki lütfiyeler gelir,

ev yapımı şarapların kokusuyla,

haber uçururlar balkondan

suyun öte yakasına

 

yağmurlu sokaklardan

söz ederiz, çok eski

günlerimiz buğulanır nedense

değişir rengi gözlerimizin

 

daha kalırız almaşık dallı

eteğinde dağımızın,

en uzak yıldızlar tutar mavi

göklerle ellerimizden.

              18.11.07/altınoluk

 

 SENİN GİBİ SEVMELİ

 Senin gibi sevmeli
                     insan severse
     Yüreği coşkuyla dolup taşmalı
     Sevecenlik saçmalı bakışları
     Gülünce insan görünmeli
                           gözlerinde
     Dostluk görünmeli üzülünce
     Senin gibi sevmeli
                      insan sevince

 

YAĞMURDA

 Koşuyolu'na yağmur yağıyor

                 bardaktan boşanırcasına

   Yağmurlarını  düşünüyorum memleketimin

    İnce ve sinsi , bol  ve  bereketli

    Bir kadın  canlanıyor  gözlerimin önünde

    Adana'nın

         ıslak  bir  kaldırımında

                  bir  dükkanın  siperinde

    Uzanıvermiş yere, karnında bacakları.

    Hava  sinik, yağmur sinsi,  taş soğuk

    Ve dükkanın vitrininde,gösterişli giysiler içinde

                                    canlıymışçasına mankenler

    Olası ki  kadın aç, kadın uykusuz, kadın hasta

    Belli ki  kadın yaşamamış

                              kadınlığını

    Gecelerden  22  Nisan, bir bayram akşamı

    Yürüyorsun kafanda yığınla soru

    Ruhunda  bir  eziklik

                         yüreğinde soğuma

    Yürüyorsun  yağmurda...