ceren bağışlar / şiirler

 

SAVAŞTA İLK

VAZGEÇİLEBİLECEKLER LİSTESİ

(ilk yayını)

Savaşta ilk terk edilen bu arka bahçe; ateşlerden yürüyerek geçtiğim..  ruhum; mübadele ile toprağına geri dönüyor,  girmediği kapılardan başını uzatıp bakıyor bu krallıklar kimin diye? kumsaatini kim bile bile unutuyor rüzgarda? evimin önü yabancılaşıyor, rüyasından kovuluyor bütün çocuklar, ağaçlar arkalarını dönerek söyleşiyor, geride kalıyoruz… yavaş yavaş başlıyor yokluk…  bir çocuk konuşursa, bin silah susar... hadi bin çocuk konuşsun bu bahçede aynı anda, belki o zaman kalmanın bir anlamı olacak. paylaşılmış bir hiç;  savaştan geriye kalan...yakantop, birdirbir...elde var Yanılsama.

08.04.08

 

EKSİK / anneme..

(İlk yayını ocak 2008)

Sabah

Gecenin elbisesini giyiyordu

Yüzünde kırılgan inadı

Günün kuşlarını balkona çağırıp birer birer

-gel, ocağımda bir demlik çayım var-

Küçük adımlarla sonsuz bir geceyi yürüyordu

 

Gece, kuşları

Gecekuşlarını

Serçelerin çığlığını

Toplayıp getirdi ışığa

Bitmeyen fısıltıyı dinledim

Sözler beyazdı

Beyazı siyah,

Beslediği kuşlar dedi,

Korkmadan geriye sesini bırak…

 

Yanık kahve kokusu

Yanmış seherin kokusu

Alabora olmuş tekne

Yıkılmış kahvaltı sofrası

Kırılmış ince belli bardaklar

Annesinin kuzusu düzyazı kalabalık,

Bir serçe bakıyor yüzüme,

İlk kez böyle anlamlı…

Gel birlikte çiçek olalım

Çiçekleri birlikte sulamaya yetecek kadar

Uzun gövdelidir ya zaman,

Ihlamur kokulu kökleri toprakta büyür

Çiçekleri birlikte sulayamadan

 

Sabahları uyandığında

Bütün özgür şehirler gibi kokardın hep

 

Düştü

Bir şehir

İçinde  kaç bin

Yalnızlık çarptı birbirine

Tüm şehirler

Düşen bir çocuk kadar pervasız

 

Olmanın kaç türlü halini soran

Bir şehir kadar eksik çocukluğum,

 

Terkedilmiş evlerde çay kokusu…

04.01.08

 

 

PARANOYA

 

kurşun geçirmez ırmak… defnedilmiş yakın geçmiş.

ortadoğu… uzak asya…. dünya…

geçiyor pasajlarımdan; ceylanlar. geyik sürüleri…

ipek yolumda trajik hatasıyla insan… dönüyoruz.

semazen değiliz.  gecikmiş bahar…  yanılmış erik ağacı.

körpe yapraklar ellerimde. mezar taşımı parlatıyor yabancı…

girintili çıkıntılı kara parçalarından geliyorum.

coğrafya kitapları yazmıyor yalçın dağlarımı…

zikredilmişim. .. öne…  arkaya…. arkaya…  öne…

doğru muyum bilinmez.

şaman şaşkın. davul çaresiz sessizlikte.

kurşun askerler saklanıyor,

kurşun askerler ceplerimde.

manevra yeteneğini yitiriyor düşlerim.

 

lojistik bir yengeç,

mühim bir mühimmat,

artıdeğer saksağanı,

asparagas bir kundura,

steril bir meyan kökü

olabilirim diye düşündürülüyorum.

 

koro yalan söylüyor…

 

ben yokuş aşağı koşuyorum

yaldızlı bahçemde…

 

2006

 

 

 

VARLIK

 

Asırlardır

Aynı ertelenmiş söylence

Aşkın bütün adlarıyla

Arınmak ister merhametli gecede

 

Yer gök birleşir

Buyurgan usun olur hayat

Büyümedim yürüdüm diye

Haykırır mahlas

 

Kendini anlatmayı bilmez

Uysal çocuklar doğuran sadakat

Demine sızar acısı kehanetin

Yavaş yavaş

 

Yüzlerini unutan maskeler

Kadar pervasızlaşırım

Er-tarihimin öngörülmemiş

Dizesidir Neruda

 

Küresel sevdaların

Sarayları kurulur

Orta yüzyılı sırça fenerle

Kovalar Sindrella

 

Muhafazakar ayrılık nedir

Şimdi söylesin biri

Yalancının mumuyla

Aydınlananların kitabında

 

Hologram,

İkonzedeler, kimlik tüccarları

Kütlesi belli sorulara artık

Kim kaldırır parmağını?

 

2005