oya uysal / şiirler
BİR UZUN KIŞTI GÖĞSÜNDE
Kıştı...Bir uzun kıştı göğsünde hüküm süren
ve sen göğsünü terk etmeyen ölü bir kuşun ruhunu,
bir şiire verirken buldun
-ince, çok ince ayrıntılarda-
hayatın sırrını
kat yerleri yıpranmış ve sararmış
bir gömü haritasının
paylaşılan parçasını kaybettiğin günlerde...
Artık inceden bir yağmur başlasa sende
titrek bir mumu söndürür kaygısıyla mı ne
ıslak sesler düğümlenip kuytunda saklanırdı
bıraktığın yerden başlardı içinde gece.
Kıştı...Bir uzun kıştı göğsünde.
(Uçuruma Düşen Nehir)
GECE VE YOLCU
Hayallerin tükendiği yerde başlıyor karanlığa yolculuk
yol mu düşüyor peşine yolcunun, bir uzun yolu mu
yürüyor yolcu. Rüzgârda sönüyor sonra mum,
hepsi bu.
Sen, sessizlikte karar kılmış yolcu!
İçindeki geceden dön de ışıyan geceye arala pencereni,
hayata kapalı bir kapı olsan da çık ve dinle
gecenin kalbinden geçenleri.
Gidip de dönmeyen sokağın boşluğuna dalıyor gözleri,
fazla ömrü kalmamış bir keşiş kadar ıssız. Bir ses,
bir koku, ansızın unutuldu sanılan hatıra lekeleri,
avcunda, karanlıkta korkmuş küçük bir kızın eli.
Hayallerin tükendiği yerde başlıyor karanlığa yolculuk
yol mu düşüyor peşine yolcunun, bjr uzun yolu mu
yürüyor yolcu. Rüzgârda sönüyor sonra mum,
hepsi bu.
(Günaydın Sevgili Gece)
SOKAKLAR
Ne zaman yürüsem kendime, dalgın,
gözlerimin içinden dalıp gidiyor uzaklara sokak. Ansızın
kar kokusu, ansızın yüzünde ya dönmezse korkusu.
Sokaklar, sokaklar...
Kırık hayallere çarpıp dönen bir çığlık olsam da, sokaklar
sevdim, sokaklar terk ettim sonu karanlıkta kaybolan
acının dilinden hüzne çevrilmemiş bir romandı henüz
zaman.
Ölü kuşları okşayan iyi kalpli rüzgâr,
ruhumu önüne kat,
hayatımı
-yolunu kaybetmiş kör bir sokak kadar yoksun hayatımı-
yalnız ve yaşlı bir keşişin gözleriyle seyrettiğim hayatı.
İşte bırakıp gidiyorum. Bırakılmış bir keder dolaşıp dursun
odalardan odalara artık.
Artık buğulu gözleriyle
yüzü
henüz kurumamış suluboya bir resim
olmayan birine bakar gibi uzaklara bakar sokak.
(Mevsimini kaybetmiş rüzgâr)