Çev. Ayten Mutlu

KADIN ŞİİRLERİ / LEAH GOLDBERG       

 

LEAH GOLDBERG (1911 – 1970) Litvanya’da doğdu. Tahsilini, Kovna’da ve Bonn Üniversitesi´nde tamamladı. 1935’te göçmen olarak İsrail’e yerleşti ve Jarusalem’de Hebrew Üniversitesi’nde profesör unvanıyla, Mukayeseli Edebiyat okuttu. Şiirlerinin yanı sıra, bir roman ve bir de oyun yazdı. Daha çok, çocuk kitapları yazarı olarak ve Avrupa Edebiyatından yaptığı çevirilerle tanındı.   

 

KENDİMİN

 

I

 

Hayatım kazındı şiirlerime

ağacın yaşını gösteren halkalar gibi,

alnımı kırıştıran yıllarım gibi. 

 

II

 

Acı sözcüklerim yok

Kaygılarımı dışa vuracak

İmgelerim saydamdır, lekeli pencere camları kadar;

Bakarak onların içine, kim olsa görebilir

Nasıl değiştiğini gökteki ışıkların

Ve aşkımın neler hissettiğini

Tıpkı ölü bir kuş gibi.  

 

V

 

Aşağılanmanın saatleri,

Saatleri önemsenmenin

Saatleri acının;

Hiç gerekli değiller,

Bu nedenle çok eski bir anlaşma var

Benimle sessizlik arasında—

Ve kırılmış düşler için bir yol

Sözcüklerin ötesinde bir yere giden.    

 

 

OF  MYSELF  

 

I

 

My life is engraved on my poems

As rings show the age of a tree,

As my years are the wrinkles of my forehead.

 

  II  

 

I have no bitter words to release my delusions-

My images are clear as stained- glass windows;

Through them

One can see

How light in the sky is changing,

And how my love fell

Like a dead bird.

 

  V  

 

The hours of humiliation, hours of grandeur

hours of pain

they are not necessary,

for there stands an ancient covenant

between myself and the silence 

and there is a road to buried dreams

from a place beyond words.

 

 

  İSİMSİZ SEYAHAT’ ten 

 

II 

 

Odam öylesine küçük ki

günler siniyor bir kıyıcığına, aşağılanmış.

Ben de aynı onlar gibi,

tütünün kokusunda ve elmalarda.

Geceleri komşular yakıyor ışıkları

avlunun öbür yanında.

Parlıyorlar sessizce

huş ağacının dalları arasında

içinden bana bakan pencerelerin,

Bazı geceler zor geliyor anımsamak

bir zamanlar

bir yerdeki

benim kendi penceremi.

 

 III 

 

Haftalar var, hiç kimse

adımı söylemedi ve çok basit bunun nedeni;

Evimin mutfağındaki papağan

henüz adımı öğrenemedi.

Şehirdeki insanların hiçbiri

bilmiyor zaten.

Ne ses var, ne tını, ne de bir not.

Günlerdir, yürüyorum adsız biri olarak

caddede, adını bildiğim.

Saatlerce oturuyorum, adsız biri olarak

ağacın önünde, adını bildiğim

Bazen düşünüyorum, adsız biri olarak

Onu, adını bilmediğim adamı. 

 

 

From NAMELESS JOURNEY  

 

II  

 

My room is so small

that the days sneak in, humiliated.

I, too, live that way,

in the smell of smoke and apples.

At night the neighbors turn on lights

on the other side of the yard.

They shine quietly

through the branches of the tall birch,

through the windows aching me.

At night sometimes it is difficult to remember

that once

somewhere

there was my own window.

 

III  

 

These have been weeks when no one

calls me by name, and this is very simple;

The parrot in the kitchen of my house

has not yet learned it.

People the breadth of the city

Don’t know it.

it has no voice, no sound or note.

Days, I go without a name

in the street whose name I know.

I sit for hours without a name

Before the tree whose name I know.

Sometimes I think without a name

of him whose name I don’t know.

 

 www.aytenmutlu.org