Ayten Mutlu / şiirler
SON ARMAĞAN
(alsa yayını)
yalnız bir ağacın öldüğü yerde
üç kere döner kuşlar
sunmak için kederi yaprak perilerine
koruyun onu koruyun
sonsuz uykusunu bu iyi ağacın
kutsayın onu güzel sözlerle
yeni doğmuş bir yıldızın ışıklarıyla
örtün suçsuz gövdesini
kimsesiz gövdesini
sarın iyi sözlerle
sözlerdir artık sadece
beklediği yaşayanlardan
hiçbir işe yaramayan boş sözler
bitti işte, ne rüzgâr
ne ağaç kurtlarının şenlikli çıtırtısı
gece ne ayışığı
ne lanetli karanlık
ne de canlı gülüşü günışığının
okşayacak onun kabuklarını
dönün kuşlar, kuşlar dönün
gözyaşları akıtın sönen yapraklarına
yaşamın son armağanı olsun ağaca
dönün kuşlar üç kez daha
ağacın tek başına öldüğü cıvıltılı ormanda
23.08.08
ANLAT İDA
(ilk yayını)
anlat İda
yağmurun yeşil saçlı yurdu sen
kayınları, yaban eriklerini, incir ağaçlarını
bin kollu pınarları, kekik kokularını
çakalları, tavşanları kaplumbağaları
anlat
ne varsa unutulan
ki sıyırsın siyanür kokan giysilerini zaman
yalanın arsız çıplaklığından
anlat bana güzel atlı Türkmenler dağı
ak ayaklı tanrıçalar sunağı, anlat bana
yitirdiğim ne varsa güzelliğin adına
devrilen ardıçların çığlıklarını
Homeros'u anlat, gümüş sakallarından
güvercinler uçuran o şamanı
de ki, narin bir çiçekti Sarıkız
yüreğimde uyur şimdi
altın saçları uyur, çilli fistanı
uyur şimdi yalnızlığı, gözlerindeki ateş
uyur şimdi pınarlardan
erenler şarabını yudumlayarak
uyur Sarıkız ama, düşleridir uyumaz
sor Afrodit'e, güzeller güzeline
nedir altın, sarışın bir yaban gülün şarkısını söylemezse
kır çiçeklerinin, sevişmelerin, zeytin ağaçlarının
gölgesinde ağaran gün ışığı değilse
gülüşleri değilse dalda çatlayan narın
nedir altın
gülen çocuk gözlerin ışıltısı değilse
Ah İda, yağmuru toprağa ilk kavuşturan
yaşamı rahminde büyüten ana
yumuşak bağırlı bereket ana
bilmez misin
Madra'dan kopan toprağın narin bedeni
satılıyor Ovacık'ta ölüm tüccarlarına
anlat İda,
yolunu yitirmiş insan suretlerine
göğsünü hançerleyen makineleri
küskün atlar ülkesinin sessizliğini
sor onlara, rüzgârsız bir çöl olmadan adın
seni gömerken acılar ülkesine
nasıl bakacaklar utanmaksızın
sorularla büyüyen hayatın gözlerine
15.01.08