Türkan İldeniz / şiirler
 
 

YANKI

 

Zamanın düğmesini çeviren dev

Güneş yorgununa su ver

Mavi kentler özlemi - sıcak

O ki yükünü atar omuzlarından

Güvercin alanına varırsa ancak.

 

Acılar çizdi onu böyle belirgin

Acılar ve acılar - daha belirgin

Yıllardır dağladı kalbini

Sabrıyla

Ve dedi ki

Ey zulüm var çoğal

Ey haksızlık büyü dur

Direncimin damlası deniz olur

Bu yolun sonunda.

 

O bunu böyle dedi

Her zaman bunu dedi

Ve hiç boyun eğmedi.

 

Şimdi kendi yürür ve dahi efsanesi

Duygusal yanını çocuk parklarına saklar

Doğacak çiçeklere

Ol rivayet

Temelinden sarsılır

Baktığı her duvar

Ve orada o öylece

Daha adı konmamış bir şiire

Suskunun çığlığını saplar.

 
 
BUZ ALTINDA YANARDAĞ
 
Yarına bir ses uzat, geleceği uyarsın
bir ağıt, bir türkü, bir marş, bir avaz...
Yarına mutlaka 
bir ses: cesur ve beyaz
 insan'ı kucaklasın.
 
Ninnileri annelere bırak.                                      
 
Şiirler ses resmidir, sesle çizilir
hayatın özünde karılmıştır mayası, renkleri asla solmaz
yansıtır çağının gölgesini, güneşini
yansıtır devranın ölçeğini, ülkenin gerçeğini.
Şairi itişip kakılsa, hapse atılsa
derisi soyulsa, asılsa, kurşunlansa, yakılsa da
şiiri yaşar sonsuza kadar
ve dipdiri çıkar sayfalardan, binyılları aşarak.
 
Hallac'ı Mansur, Pir Sultan, Nesimi, Nef'i
Nazım Hikmet, Onat Kutlar, Sabahattin Ali
Zenea, Lorca, Neruda, Nielsen
Vaptsarof, Sabina, Kavakami, Milev
Chenier, Jara, Radnoti, Rileyev...
.....  .....  .....  .....  .....  .....  .....  .....
.....  .....  .....  .....  .....  .....  .....  .....
 
O şiirler zamana kement atar
kemende basar parmak.
                *
 
Evet hayatın özünde karılmıştır mayası
renkleri ondan solmaz
bin afetten bir mısra damıtılır sırasında
sırasında bir beyit doğar, bin kıyametten sonra
büyür ha büyür gece gündüz
yürekte o cehennem kahır
nasıl görmeze gelinir, nasıl kanıksanır
bu dağları sarsan deprem, bu gözyaşı, bu kan
 
bu kardeşi kardeşe kırdıran
korkunç oyun, zorlu dram
bu hıçkırık, çığlık, açlık
yıkılan dam, yakılan orman
bu ...
... ...
 
Bu rant, rüşvet, hortumlu servet 
Vurgun, soygun, arpalık
önce nerden başlar kokmaya-balık
bu...
 
Nasıl görmeze gelinir, nasıl kanıksanır
dört bir yandan iştahla 
toplumsal dokuyu kemiren bu tümör
yirmi birinci yüzyılda, uzay çağında
buyrun ülkemin genel görünümünden bir kaç satır.
 
TerörYargısız infaz
Fail-i meçhuller
İşkence
Kimsesizler mezarlığı
Kayıplar
Devletin seyrettiği katliam
... ... ... ...
... ... ... ...
 
Ve onlar
önce insan dediler, sonra insan.
Yanına-ekmek, çiçek, gerçek-çizdiler.
Aysın aydınlansın ortalık
saklanmasın karanlığa kirli işler.
Bilinsin çalma denizde kutsanan ,
yalan dolan, yağma talan bilinsin-diye
kelle koltukta gezdiler.
Ama hiçbir zaman
kalemlerinden eksik etmediler UMUDU.
 
Hasan Fehmi, Adem Yavuz, Hasan Tahsin
Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu
.....  .....  .....  .....  .....
.....  .....  .....  .....  .....
 
Onlar,
halk yaşamak, halk yaşatmak uğruna
yağmur, kar fırtınada
daha da şavkıyan çerağ
Onlar, 
buz altında yanardağ.